Sosyal Medya Paylaşımları Boşanma Sebebi Midir?

Değişen ve gelişen teknolojik gelişmeler, özellikle son yüzyılda önemli bir mesafe kat etmiştir. Teknolojik hayatta yaşanan gelişmeler, şüphesiz insan hayatında da kendine yer bulmuştur. Teknolojik makinelerin ve özellikle internetin bulunması ve yaygınlaşması ile, dünyada yeni bir iletişim yöntemi ortaya çıkmıştır. Yeni bir iletişim aracı olarak ortaya çıkan sosyal medya, dünyanın hemen hemen her yerinden bağlanan kullanıcıların, internet üzerinden sürekli sesli, görüntülü ya da yazılı şekilde veri girişi sağlayarak iletişim kurdukları alan olarak tanımlanabilir.64 Türkiye’de Facebook, Twitter, Snapchat, Instagram, Scope, Linkedln gibi birçok sosyal paylaşım sitelerinde kullanıcılar sürekli yazılı, görsel ya da sesli paylaşım gerçekleştirmektedir. Bu sosyal paylaşım siteleri üzerinden gerçekleşen paylaşımlar, çeşitli sebeplerle mahkemelere sunulmaktadır. Söz konusu paylaşımların ispat hukuku bakımından hukuki niteliği ve edinilme şekli önem teşkil etmektedir. 2. Sosyal Medya Üzerinden Edinilen Delillerin Hukuki Niteliği Sosyal medya paylaşımları, olaylar hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlayan en önemli iletişim vasıtalarından biridir. Sosyal medyada yapılan bir paylaşım, bir vakıa hakkında bilgi vermek ya da vakıayı ispatlama amacıyla mahkeme önüne taraflarca sunulabilir. Bu durumda, sosyal medya paylaşımlarının ispat hukuku bakımından hukuki niteliği önem teşkil eder. Türk hukuk sisteminde deliller, temel olarak iki başlık altında toplanmıştır. Kesin ve takdiri deliller olarak yapılan bu sınıflandırma ile tanık, yemin, senet, keşif, bilirkişi vb. delillerin ait olduğu kategori belirlenmiştir. Türk hukukundaki bu değerlendirmeye baktığımızda, özellikle HMK sistematiği içerisinde, sosyal medya paylaşımlarının bu kategorilerden herhangi birine niteliği itibariyle dahil olamayacağı değerlendirilir. Türk hukukunda takdiri delillerden birinin de kanunda sayılmış diğer delil türlerinin olduğu ifade edilmişti.

Bu bağlamda, esasında kesin deliller ile münhasıran takdiri delil olarak düzenlenmiş deliller dışında; kanunun düzenlemiş olduğu diğer delil türleri takdiri delil olarak karşımıza çıkar. HMK m. 199, “uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” düzenlemesi ile genel bir tanım getirmiştir. Buna göre çeşitli yöntemlerle aktarılan verilerin, hukuki niteliğine dair genel bir düzenleme getirilmiştir. HMK m. 199 gereği, bir bilgi aktarımının hukuki manada belge sayılabilmesi için bilgi taşıyıcısı olması ve çekişmeli vakıaların ispatına elverişli durumda olması gerekmektedir.65 Madde metninin gerekçesinde belirtildiği üzere “belge konusunda sınırlayıcı bir tanım yapmak yerine, belgenin ne olduğunu belirten bir çerçeve çizilmiştir.” Bu bağlamda, vakıaları ispata elverişli ve bilgi taşıma özelliğini haiz şeyler, belge olarak değerlendirilebilir. HMK m. 199, elektronik ortamda paylaşılan yazılı, sesli ya da görsel paylaşımların belge niteliğini haiz olduğu ifade edilmiştir. Sosyal medya paylaşımları, internet aracılığı ile elektronik ortamda gerçekleştirilir. Sosyal medya paylaşımları, elektronik ortamdaki veriler aracılığı ile bilgi taşıdığından, bu paylaşımların hukuki niteliği itibariyle belge niteliğini haiz olduğunu ve takdiri delil olarak değerlendirileceğini söylemek mümkündür.66 3. Delillerin Sosyal Medya Üzerinden Edinilme Şekli Delil, bir vakıanın gerçekliği hakkında hâkimi ikna etmek için kullanılan en önemli araçlardır. Bu araçlar, alelade mahkemeye sunulmaz. Delillerin mahkemeye sunulması ve delillerin elde edilmesi, çeşitli usul ve esaslara tabidir. Medeni usul hukukuna hâkim olan ilkelerden biri olan HMK m. 25’te düzenlenen taraflarca getirilmesi ilkesi uyarınca, deliller mahkemeye taraflarca sunulur. Ancak kanunda açık bir düzenleme olması durumunda (HMK m. 266 ve 288’de olduğu gibi) hâkim tarafından kanunda belirtilen deliller toplanır. Taraflar, HMK m. 194 gereği hangi vakıanın hangi delille somutlaştıracağını mahkemeye sunar.

İspat hakkının temelinde, uyuşmazlık konusu vakıalara ilişkin gösterilecek delillerle birlikte gerçekliğe ulaşmak yer alır. Ancak ispat hakkı hem Anayasa’da hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtildiği gibi sınırlandırılmıştır. Bu sınırın en önemli noktası, ispatı gerçekleştirecek olan delillerin hukukun cevaz verdiği şekilde elde edilmesi oluşturur ve hiçbir hukuk sistemi, gerçeğin ne pahasına olursa olsun ortaya çıkarılması yönündeki bir kuralı kabul etmez.67 Bir diğer deyişle, yargılama sırasında taraflar, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delilleri, bir vakıanın ispatı için ileri süremez, buna dayanamaz.68 Bir kişinin sosyal medya hesapların yapmış olduğu paylaşımlar, yargılama sürecinde mahkemeye sunulmaktadır. Mahkemeye sunulan bu paylaşımların, delil niteliğini haiz olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Kimi durumlarda, sosyal medya paylaşımları, kimi zaman rızası halefine, mahkemeye vakıaların ispatı amacıyla sunulmaktadır.

Yargı Kararlarında Sosyal Medya Paylaşımlarının Değerlendirilmesi

Somut olayda, yerel mahkemece taraflardan birinin Facebook paylaşımları hükme esas alarak tarafların boşanmasına karar verilmiştir.70 Yargıtay, yapmış olduğu değerlendirmede elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile bunlara benzeyen bilgi taşıyıcılarının tek başına vakıaların ispatında yeterli olmadığına karar vermiştir. Zira yukarı sayılan ve benzeri bilgi taşıyıcıları, diğer delillerle desteklendikleri takdirde delil olarak hükme esas alınabilir. Somut olayda, taraflar arasında bir boşanma davası devam ederken, davacı eş, sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinde bir başka erkekle fotoğraf paylaşımında bulunmuştur.71 Ayrıca, ilgili fotoğrafta davacı eş, paylaşım yaptığı erkeği nişanlısı olarak tanıtmıştır. Bu paylaşım, sosyal medya hesabı üzerinden, herkese açık şekilde gerçekleştirilmiştir. Davalı eş de söz konusu paylaşımı delil göstererek, Yargıtay’a verilen boşanma kararı ile ilgili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Yargıtay, vermiş olduğu kararda, evlilik birliğinin boşanma kararı verilene kadar devam ettiğini ve bu süreç içerisinde eşlerin sadakat yükümlülüğümüm bulunduğu belirtmiştir. Facebook paylaşımları, davacı eşin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine bir emare olarak sayılmıştır. Yargıtay, ilâmında toplanacak diğer delillerle birlikte tarafların kusurlarının ve boşanmanın sonuçlarına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay, bu kararında sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımın, boşanmada kusura ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin karar vermede tek başına yeterli görmemiştir. Biz de Yargıtay’ın bu görüşüne katılmaktayız. Zira eşin yapmış olduğu paylaşım, evlilik birliği halihazırda devam ederken sadakat yükümlülüğünün ihlaline bir emare teşkil eder.

Sosyal medya hesaplarından kişiler, çeşitli şekillerde paylaşımda bulunurlar. Tarafların yapmış olduğu paylaşımlar, kimi zaman mahkemelerde yargılama konusu olabilir. Bu sebeple yapılan paylaşımların niteliği önem arz edebilir. Yargıtay ve öğreti, takip hukuku bakımından sosyal medya paylaşımlarını genel itibariyle belge olarak, takdiri delil niteliğinde değerlendirmektedir. Sosyal medya paylaşımları bir vakıanın ispatında tek başına yeterli görülmemiştir. Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatında sosyal medya üzerinden elde edilen bilgilerin, ancak diğer delillerle birlikte değerlendirilerek ispatta rol oynayacağı kanaatindeyiz.